Sayfalar

19 Mayıs 2015 Salı

Ev dağınık, kusura bakma...



Temizlik Hastaları* diye bir belgesel serisi var, denk geldiniz mi?

Televizyon izleme alışkanlığı olmayan beni bile ekrana kitledi. Bu çalışmanın 3 amacı var:
1. Temizlik hastalığı olanların enerjisini kanalize etmek.
2. Çöp ev konumunda olan evlerin sahiplerine bu çöplerden, evin her tarafını kaplayan eşyalardan kurtulmalarına yardım etmek ve temiz evde oturmanın ferahlığını yaşatmak.
3. Temizlik hastası olanları tedavi etmek; bir parça dağınıklıktan bir şey olmayacağını, bir miktar mikroptan ölmeyeceklerini anlamalarını sağlamak.

İngiltere'de bir kadın, temizlik hastalarındaki enerjiden yararlanmak ve onları tedavi etmek amacıyla böyle bir hareket başlatmış. Bir temizlik hastasını alıyor, çöp eve dönmüş bir eve götürüyor. Hem ev temizleniyor hem de bu iki zıt hayata sahip kişi aralarında konuşarak empati yapmaya ve birbirlerini tedavi etmeye çalışıyorlar. En sonunda da evdeki ve kişilerdeki değişimden kısaca bahsediliyor.

Yatak bozulacak diye yatağında yatmayan insandan tutun da, mutfak dolaplarını keçilerin "tuvalet" olarak kullanmasından rahatsız olmayan insana kadar geniş bir skalayla karşılaşıyorsunuz.

Fikir muhteşem. Arkadaki açıklayıcı metin de oldukça esprili. Ayrıca izlerken bize de empati fırsatı doğuyor. Bu iki kutup insanları kınamamayı ve kendi evimize "Çöp ev olma yolunda mı acaba?" diye bakmaya sevk ediyor. Her iki açıdan da dengeye çağırıyor.

* * *

Evlerimizin aşırı düzgün kalması için sürekli gayret içinde olduğumuzda her gün ne kadar çok vakit kaybediyoruz! Halbuki evde hafif dağınıklık, yaşam belirtisidir (söz açılmışken buraya tıklayıp bi göz atmanızı tavsiye ederim). Çat kapı misafirliklerde "kusura bakma, ev dağınık" lafını çok duyuyoruz ya da kullanıyoruz. Halbuki hemen herkesin evi hafif dağınıktır günlük hayatta. Çünkü kullanılmaktadır. Eşyalar da bizimle birlikte hareket halindedir. Hele de evde çocuk varsa... Mükemmeliyetçi olmak bize de, ev halkına da dünyayı dar edebilir. Evde de rahat etmeyeceksek nereye gidelim? O yüzden kimse kimsenin kusuruna bakmasın, kimse de kendini mahcup hissetmesin.

Bir de tam tersi durum var ki, o da kullanmadığımız halde "ben bununla bişe yaparım" diye diye biriktirdiğimiz dağ gibi eşya üzerimize devrilecek hale gelebiliyor. Yaşlıların evlerine dikkat edin. Yıllarca biriktirdikleri eşyalar, mini mini biblolar, rengi solmuş danteller, çeşit çeşit sehpalar her köşeyi istila etmiş ve evi yaşanmaz hale getirmiştir. Her geçen yıl -kullanmasalar da- eşyalara daha çok bağlanır ve bir gün vazgeçemez olurlar. O yüzden iş işten geçmeden, eşyayla aramızda gereksiz bir duygusallık oluşmadan bizim için zaruri değilse onu başka ihtiyacı olan ya da seveceğini düşündüğümüz birine hediye etmek lazım. Böylece temizlik günleri de işkence olmaktan çıkar. Yerde uçuşan pamukçukları def etmek, bir parmak toz bağlamış rafları silmek gözünüzde büyümez.

* * *

Geçenlerde bir arkadaşıma "sana bir şarkı dinleticem" dedim. Açtım, tepkisi şu oldu: "Tam temizlik şarkısı!.."

Durdum bir an, güldüm. Sahiden öyleydi. Ben de temizlik yaparken neşeli, hareketli şarkılar dinliyordum. Böylece temizlik, keyifli bir işe dönüşüyordu. Sonra size mini bir "temizlik şarkıları" listesi hazırlamaya karar verdim.

Ama temizliğin ortasında dans etmeye başlarsanız karışmam!


Esma Redžepova - Opa Nina Nina Naj
video


Rock Mafia - The Big Bang
video


Eskelina - Les Hommes à Poil
video


Regina Spektor - Ne Me Quitte Pas
video


Ebi Ebrahimi - Robabeh Jaan
video


Kırıka & Brenna MacCrimmon - Hercaimiş Çiçeği
video


*TRT-HD, Salı günleri, 10.30 - 16.15 - 20.35

3 Mayıs 2015 Pazar

Dağ havası



Bu şarkının ardında karlı dağlar gizlidir. Notalarında doludizgin atlar koşturmakta, yelelerine rüzgârı doldurup biteviye yol almaktadırlar.

Şarkı uzar gider, dağ yolları gibi.
Dağ yolları görkemlidir; lira, mandura ve erbanenin sesi gibi.
Atlar yorgunluk hissetmez, iştiyaklı yürekler gibi...

Evet, zira "Aşkın bir adı da yorulmamaktır..." *


Stelios Petrakis - Voreia Monopatia (Kuzey Yolu)
(Στελιος Πετρακης - Βορεια Μονοπατια)
video


* Erdem Bayazıt, Şiirler, "Aşk Risalesi", İz Yay. 1997, s. 113

Meraklısına not: Yukarıdaki resmi aslen Abhaz olan, çok sevdiğimiz bir büyüğümüz için çizmiş; kuzey diyarların haritasına sarmalayıp hediye etmiştik. Zira onlar Kuzey'in oğluydu, gönüllerinde dağların ve atların yeri bambaşka idi.

29 Nisan 2015 Çarşamba

Sana verilen hediyeyi bul ve onu dünyaya ver!


"...Önemli olan nedir? Geriye kalan nedir insan ömründen? Senden geriye kalmasını istediğin nedir ve yanında öbür dünyaya götürmek istediğin nedir?.."
Tam da sanal dükkânımın kepenklerini açıp "vira bismillah" dediğim akşamdı. Anne Café'nin yazısı çıktı yoluma. Benim siftahımla, attığım adımla, nicedir içimde büyüttüğüm niyetimle bu yazının bir bağı olmalıydı. 

* * *

Çevremdeki insanları birkaç kelimeyle ya da minicik bir paketle de olsa mutlu etmeyi, hediye almaktan çok vermeyi seviyordum. Aldığımda değil, verdiğimde mutlu oluyordum. Hediye vermek içinse özel(?) günleri beklemeyip herhangi bir buluşma gününü seçiyordum. Sonra da "niye hep beni böyle mahcup ediyorsun" diyen güzel insanlara aynı cevabı veriyordum: "Çünkü bu beni mutlu ediyor!"
"Ağlama. Git bulaşıkları yıka. Dünyanın tozunu attır. Bir gün 60 yaşında olacaksın. 20 yaşındaki haline mektup yaz diyecekler. Sözde kendine öğütler vereceksin. Bu bir klasik. O zaman şöyle bir şeyler diyeceksin. İşte sevdiğin işi yap, sevdiklerinin yanında ol, Çanakkale'de bir köye yerleşmek için akciğer kanseri olmayı bekleme, insanlara hizmet et..."
Bunu keşfettiğim ve renklerle-boyalarla uğraşmaktan vazgeçemediğim için artık harekete geçmem gerektiğini düşündüm. Süreç zorlu oldu. Aylardır proje halinde bekliyordu bu niyet. Ama niyet etmek yetmiyor, adım da atmalı insan. 3-4 defa hesap açtım, kapattım. İsim aradım, buldum, beğenmedim. Tekrar aradım. Arayan bulur (çünkü buldurulur). Öyle de oldu. Nihayet "Birini Mutlu Et" ismiyle ferahladım. 

İnsanların kendilerinden ziyade başkaları için bir şeyler almalarını istiyorum. "Aaa  arkadaşım bunu çok beğenir", "ablam bu kutuya bayılacak" ya da "tam kardeşime göre bu ayraç..." vs. sözleriyle hediyeleşmelerini arzu ediyorum. Hem de doğum günü, anneler günü gibi klişe anları beklemeden. Kalbini kırdığımız birinin gönlünü almamız, hastalanmış bir yakınımızı ziyarete gitmemiz için teşvik niyetine olsun istiyorum tüm bunlar. Katlanarak çoğalan mutluluklar olsun. 
"Okuduğum pek çok şeyin ortak noktası: Allah'ın sana verdiği hediyeyi bul ve onu dünyaya ver. Bazen bir kelimedir iyi gelen. Bazen bir çuval un. Hangisini yapıyorsan yap. Hepsini yap. Birisini yap..."
Allah bana kalemleri-fırçaları zevkle kullanma yetisini ve renklerin muhabbetini hediye etmişti. Şimdi bunu uzağımda tanımadığım insanlarla da paylaşmak için yola düşüyorum. Hayırlara vesile olmasını istiyor, dualarınızı bekliyorum.

Muhabbetle...

Ólafur Arnalds - Ljósið
video


Meraklısına not: Bahsi geçen güzel yazının tamamı burada.

10 Nisan 2015 Cuma

Nîşan ji te ez nabînim*


"ben, yıpranmış sokaklar ortasında avare
sen, kırgın bir ülkenin süreyyası: Gülnare
honçalı novroz gelir; bir de siyah ve sarı
dalgalanır göklerde bir kuşun kanatları
her nağme, dudağında çarpılmış karanfil
sana tutkun atlılar şimdi yorgun ve sefil
göğsünde, kıskandığım bir rüyadır kırmızı
nerdesin, ey masallar ülkesini son kızı
...
karanlığa mahkumdur gökte sensiz, sitare
ruhumu zevalinle buluşturma, Gülnare
soluğun ab-ı hayat mıdır; filizlendi kül
siyah bir lale gibi aynaya düştü kakül
kırdın yüreğimdeki saatin akrebini
kuruttun düşlerimin hayal mürekkebini
hangi ırmağa baksam akıyorsun derinden
Hazar, acılarınla ağlıyor kederinden"

Nurullah Genç


Yelda Abbasi  - Lê Yarê (Kürtçe)
video


* Nîşan ji te ez nabînim: "Senden bir iz bulamıyorum." Rivayete göre bu şarkı, kaçırılıp esir pazarlarında köle diye satılan yarinin izini yitiren bir adamın söylediği ağıttır. "Gulnarê" ise Kürtçede "nar çiçeğim" demektir.

25 Mart 2015 Çarşamba

Can kafesten uçmadan gel

 


"Ağyarın ve Allah'ın dışındaki şeylerin kalbi terk etmesini bekleme! Çünkü bu bekleyiş seni murakabe ve iç denetimden alıkoyar. Halbuki Allah seni bununla görevlendirmiştir. 

Dünyada bulunduğun müddetçe keder ve üzüntülerin gelip çatmasını garip görme! Çünkü dünya, vasfına layık olanı ve tabiatının gereğini ortaya koyar. 

Rabbinle istediğin hiçbir şey gecikmez, zor olmaz; nefsinle istediğin hiçbir şey de kolay olmaz.
...
Sana verilmeyip menedilen bir şeyden dolayı elem duyman ve üzülmen, bunun Allah'tan olduğunu bilmemenden ileri gelir.
...
Seni kendi yarattıklarından ürküttüğü zaman iyi bil ki, O, sana kendisiyle üns ve dostluk kapısını açmak istemektedir." 

İbn Atâullah İskenderî *


***

Can kafesten uçmadan gel
Ruhu sultan ide gör
Geç aradan göçmeden gel
Nuru burhan ide gör

(Ermediler bu hakikat
Menziline şirk koşan
Kendini kendinde setr ol
Hakk'ı her an ide gör)

Sen hakikat rahına in
Can gözünü aça gör
Gel Muhammed Ali baran
Sen de baran ide gör

Mürşidinden feyz alanlar
Çün bilüpdür zatını
Kâmili bul şaşmadan gel
Hakk'ı seyran ide gör

Şah Hulusi evliyalar
Enbiya emrindedir
Görmeden mizan sıratı
Burda mizan ide gör 

Şah Hulusi


Kuan - Can Kafesten Uçmadan Gel


Tasavvufî Hikmetler / Hikemü'l-Atâiyye, Dergâh Yayınları, s.24-33

21 Mart 2015 Cumartesi

Bir demet yasemen


Şehirlerin kendine has kokusu vardır.

Küçüğüm. Mersin sokaklarındayım. Hava ılık. Sokaklarda hoş bir koku var. Bu kokuyu içime çekiyor, zihnime nakşediyorum.



Bu, bahçe kapılarının üstünü baştan başa yay şeklinde kuşatıp süsleyen yasemin çiçeklerinin kokusuydu. Büyüdüğümde öğrendim. Ilık Mersin akşamlarında ara sokaklar yasemin kokar. Hem ferahlatan hem de nedense hüzünlendiren bu kokuyu İstanbul sokaklarında aradım nice zaman. Başka rayihalı kokuları bir an yasemin sanarak ümitlendim durdum. Gerçekten yasemin ağacına ise iki defa rastladım. İlki Çamlıca'da bir yurt bahçesinin duvarından aşağı sarkmış, kendini fark ettirmişti. Mor salkıma komşuluk yapıyordu. Diğeri Fatih'te bir binanın arka bahçesinde güzel bir insanın diktiği yasemindi. Onun komşusu ise hanımeliydi. Lakin hiçbiri Mersin'deki yaseminler gibi kokmuyordu.

Evet, bir şehirde kaybettiğini başka şehirde aramak beyhudedir...


John Berberian & Bob Tashjian - Bir Demet Yasemen video


Soraya Ksontini & Martin Kelly - Under The Jasmine Tree 
(İngilizce-Arapça)
video



Süreya Ksontini - Tahte'l-Yasmin (Arapça)
[Soraya Ksontini - La Révolution du Jasmin]
video