13 Ekim 2014 Pazartesi

Bahar dallarına ayaz vurunca...

Mardin, Dara

Nerden bilirdik...

Hani aylarca, mevsimlerce, yıllarca didinmiştik. Hani kan, gözyaşı, ter dökmüştük. Hatırla ki, binbir mihnet ile tohumu fidan, fidanı ağaç eylemiştik. Hevra/Birlikte üzerine tir tir titremiştik. Tam tomurcukların açtığını görmüş ve sevincin kollarına kendimizi bırakmışken...

...Aniden ayazlar esmeye başladı.



"Nebû, nebû, çib'kim nebû
Ev dilê min qet şa nebû
Ba rabû, bahoz rabû
Mêzîna dilêm xera bû

Min xêr nedît ji evînê
Ji vê jînê ji vê dinyayê
Ba rabû bahoz rabû
Mêzîna dilêm xera bû

Derdê mino lo,
Lo dilê mino"

*
"Olmadı, olmadı, neyleyim olmadı
Bu gönlüm hiç mesut olmadı
Rüzgar çıktı, fırtına koptu
Gönlümün mizanı bozuldu

Hayır görmedim bu sevdadan
Bu hayattan, bu dünyadan
Rüzgar çıktı, fırtına koptu
Gönlümün mizanı bozuldu

Derdimsin ey, 
Yüreğimsin..."


Raperîn - Nebû
video

28 Eylül 2014 Pazar

Beklemeye övgü vol.1


Beklemek vuslata dahil

André Gide'in Günlük'ü şu cümleyle başlar: "Ömrüm beklemekle geçiyor." (MEB Yay., 1989, s.7).

Gide'in beklediği neydi acaba? Enteresandır, ilerleyen sayfalarda özne çoğullaşıyor: "Ömrümüz beklemekle geçiyor" (s. 246) oluveriyor. Bundan daha doğru bir söz olabilir mi? Okula başlamayı bekliyoruz önce, sonra mezun olmayı. İşe girmeyi bekliyoruz önce, sonra evlenmeyi. İlk çocuğumuzu kucağımıza almayı bekliyoruz önce, sonra ikinciyi. Sınavı bekliyoruz, terfileri bekliyoruz, emekliliğimizi, evlatlarımızın mürüvvetini, bayramlarda torunlarımızı... Nihayet elden ayaktan düşüyor ve ölümü bekliyoruz.

Ömrümüz gerçekten beklemekle geçiyor. Peki, hep bir şeyleri beklerken aslında ölümü mü beklemiş oluyoruz farkında olmadan yoksa bu bekleyişlerle oyalanırken "nakd-i ömür" tükeniyor da haberimiz mi olmuyor?

Beklemek güzel evet ama emelimiz, ulaşılıncaya kadar geçer zamanı anlamlı kılıyorsa, etki ediyorsa güzel. Mezuniyeti bekliyorsak mesela, bir daha hiçbir zaman o sınıfta o arkadaşlarımızla bir araya gelemeyeceğimizi düşünüp anın tadını çıkarmaktır bekleyişi güzel kılan. Şehri terk edeceğimiz vakti bekliyorsak, bir gün özleyeceğimizi düşünüp sokaklarını doya doya içimize çekmeye başlamak mesela. İşe girmeyi bekliyorsak, henüz mesaiyle işgal edilmemiş saatlerimizi dolu dolu yaşayabilmek belki de. Bebek bekliyorsak, iyi bir anne/baba olmak için öğrenmemiz gerekenler için hâlâ yeterince zamanımız olduğunu hatırlamak... "Ayrılık sevdaya dahil" demiş ya Attila İlhan, beklemek de vuslata dahildir. Birbirinden ayıramayız.

Bekleyiş ve sadakat

Şair Osman Sarı “Bir ibadet gibi beklerim burada / Yine hiç bakmadan geçer sevgili” demiş (Önden Giden Atlılar, İz Yay., 1995, s. 23). Kapısında beklenen bir Sevgili var ve tüm sadakatinize rağmen bakmadan geçip gidiyor belki. Ya da o kapı bir türlü açılmıyor. Yarin cemali için sessizce durmuş bekliyorsun. Ufacık aralanma bile olmuyor. Oysa Sevgili bekliyor ki acaba ne kadar sadıksın? Kapı açılmasa da bekleyecek misin yoksa açılmadı diye bir süre daha bekleyip çekip gidecek misin? Kâinatın Efendisi (sallallahu aleyhi vessellem) "Sizden biriniz duasında acele edip 'Dua ettim, sonra yine dua ettim fakat cevap verilmedi' demedikçe duasına icabet edilir" buyurmuş. Evet, öyledir. "Rabbin unutkan değildir." (Meryem, 64)

Yarın bekleyebilir

Beklemek güzeldir. Çünkü ne için bekliyorsak onun düşüncesi, arzusuyla doludur baştan başa. "Carpe diem /  Ânı yaşa" sözünün hakikate bakan bir yanı var. İçinde bulunduğumuz anların hakkını vermeden günleri ayları geçiriyorsak beklediğimize ulaşınca da kıymetini bilmeyecek, beklerken çektiğimiz sıkıntıları tez unutacağız demektir. Bir babanın, istediği şeyi çocuğa hemen alması mı yoksa o çocuğun aylarca harçlıklarını biriktirerek arzusuna ulaşması mı daha güzeldir? Evet, beklemek güzeldir, bekleyelim. Beklediklerimizi hak edelim ki kıymetli olsun.

“Yarın bekleyebilir; beklesin
Beklemekteyim çünkü ben senin güzelliğini
(...)
Yarın bekleyebilir
Beklesin çünkü henüz kalbimde gizli"
(Hüseyin Atlansoy, Yarın Bekleyebilir, Hece Yay., 2011. s. 59)


* * *
Yukarıdakileri bana, birazdan dinleyeceğiniz şarkı yazdırdı. Bu eseri hep en sevdiğim kısmı (06.18)  bekleyerek dinliyorum ama o bekleyiş, geri kalan bölümleri de güzelleştiriyor. Şarkının adında "beklemek" geçmesi tesadüf değil elbette.

"Bekleyeyim: dinmesin uçsuz bucaksız müzik" *

Mark Eliyahu - I Shall Wait
video


* İsmail Kılıçarslan, Amerika Sen Busun, Profil Yay. 2013, s. 99.

Meraklısına not: Fotoğraftaki saati özenle topladığımız, kitapların arasında beklettiğimiz çiçeklerle Saatli Kahve için yaptık. Bu saati anlamlı kılan ise, 9'u ve 11'i gösterenlerin Mustafa Kutlu'nun çiçekleri olmasıdır.

23 Eylül 2014 Salı

Güzel ile taş taşı


Bugünlerde yeniden boyacılığa başladım. Salça tenekesinden saksı mı yapmıyorum, mısır konservesinden kalemlik mi boyamıyorum. Neler neler... Masayı, duvarları her yeri batırdım. Boyayacak eşya kalmayınca şişelere sardım. Geçenlerde de bizim yeni açılan mekanımız Saatli Kahve'ye uğramıştım. Orada bembeyaz duran taşların cazibesine dayanamayıp, iki tane alıp, boyayıp, geri vermiştim (bkz. Şekil-A). Saatleri Ayarlama Enstitüsü Müdürü bunları görünce, Akçay'dan yeni topladığı taşları hemen tutuşturdu elime. Eve gidene kadar o taşlar ağırlaştıkça ağırlaştı. Bildiğiniz taş taşıdım yahu. Yolda, yaptığım iş bir an çok saçma geldi. Sonra geçti. Arkadaşlara haber saldım. "İn dereye dereya da, al dereden daşlari" dedim. Şimdi Belçika'dan taş bekliyorum.

* * *

Bu türküdeki "Çirkin ile bal yenmez / Güzel ile taş taşı" sözleri uzun süre zihnimi meşgul etti. Bir türlü manasını  çözemedim. Anneme sordum, o da bir güzel tefsirini yaptı. Efendim, çirkin ile (yani gönle çirkin gelen birtakım şahıslarlan) bal bile yesen tat almazmışsın. Hayatın zehrolurmuş. Lakin ki güzel ile (yani gönle güzel gelen işte, yüz güzelliği geçici sonuçta) sırtında taş taşısan dahi gam yemez imişsin. Zira hayat sana güzel imiş.

6 kelimede hayat dersi.

Ömer Çakıroğlu & Özlem Altan - Çay Taşı
video

The Others: Tuncay Korkmaz, Myrto Palamas, Koray Yalçın, Alessandro Puglia.

19 Eylül 2014 Cuma

Sabırlı dağların ardında


"Gelirsen çayım var" dedi, kalktım gittim.

Beyazın hakim olduğu mekan mis gibi kokuyordu. Lavantaya benzer, ferah bir koku. Duvarda, kiraz çiçeklerinin ardından görünen Japon evlerinin resmedildiği hoş bir tablo. İnsan buradan çıkmak istemez.

Muhabbete başladık. Sonra nasıl olduysa mevzu "imtihanlar"a geldi. Bilirsiniz, bazı insanlar vardır, siz daha "şuram ağrıyor" bile demeden onlar sizin rahatsızlığınızın nasıl tedavi edileceğini söylerler. Akıl sır erdiremezsiniz. Hatta o kişi de bunun farkında olmayabilir. İşin aslı şudur: Hani romanlarda yazarın kendi sözlerini söylettiği karakterler vardır, Kemal Tahir'in Murat'ı gibi. Allah da bazen kullarının ihtiyacına binaen birilerini konuşturur. Perdeyi kaldırıp ardına bakabilirseniz ne mutlu! Haydi içinizde çiçekler açsın artık. "Rabbin seni terk etmedi" (Duha, 3) ayetini hatırlamanın tam zamanı.

O da bu perdelerden biriymiş demek ki. Yüzünde müşfik bir tebessümle, "Allah, insanı meyletmediği şeylerle imtihan etmez." dedi. "En zayıf noktasından vurur ki vakit kaybetmesin, sonuca çabuk ulaşsın..."

* * *

Mercan Hanım'ın naif şarkısı, sahneye çıkacağı zamanı bekliyordu. Güfteye bakılırsa burası en uygun yer.

Sabırlı dağlar ve mavi okyanusun ardında bizi bekleyen güzel bir gelecek var, biliyoruz. Bunu rüyalarımızla biliyoruz. Hırçın imtihan dalgalarını aşarak, altın kum tepeleri gibi yükselen kibirleri ezip geçerek anlıyoruz...

"Uzakta, uzakta
Sabırlı dağların ardında
Altın kum tepelerinin ardında
Issız çöllerin verasında

Evimiz
Suyun öte yakasında
Hırçın dalgaların arkasında
Yeşil ormanların ardında
Bir hayalde
Ve rüyalarda

Mavi okyanusun ardında
Armut bahçelerinin ardında
Üzüm bağlarının öte yanında
Arı kovanlarının arkasında

Evimiz bulutların ardında
Hasretimizin öte yanında
Nemli patikaların sonunda
Yağmurdan sonra, denizin verasında

Evimizin hikayesi
Kiraz ve fıstık tadında
Sıcak tebessümlerin ardında
Yorgun insanların simasında

Evimizde mutluluk,
Pınarlarında balık
Yollarında top oynayan çocuklar
Ve sevimli kediler

Evimiz sıcak ve samimi
Duvarlarında eski resimler
Terasta oyunlarından sahneler
Ve yaz sahillerinden

Ve o yağmurlu günden bir resim
Bir damla gözyaşı ve bir valiz
Güzel insanları geride bırakırken

Evimiz
Uzakta, uzakta
Sabırlı dağların ardında
Altın kum tepelerinin ardında
Issız çöllerin verasında

Evimiz
Suyun öte yakasında
Hırçın dalgaların arkasında
Yeşil ormanların ardında
Bir hayalde
Ve rüyalarda"


Marjan Farsad - Khooneye Ma (Evimiz)
خونه ی ما - مرجان فرساد
video


15 Eylül 2014 Pazartesi

Seher inende


En sevdiğimiz kelimelerden biri "seher".

Seherin güzelliği, içinde seher geçen şarkıları da aydınlatıyor. Hepsini burada paylaşamayız elbette ama Barış Manço'dan "Seher Vakti", Erkan Oğur & İ.H. Demircioğlu'ndan "Seher Yeli", Şebnem Ferah & Polad Bülbüloğlu'ndan "Gel Ey Seher" ve Birsen Tezer'den "Seher Vakti" bu listenin güzide sakinleri.

Uzun yola çıkanlar seher vakti uyanır. O vaktin bambaşka bir bereketi, serinliği, temizliği, sessizliği, dinginliği vardır. Kur'an-ı Kerim'de dikkatlerimiz seher vaktine çekiliyor: "وَبِالْأَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ" "Onlar seherlerde istiğfar ederlerdi" (Zâriyât, 18) Tecrübe etmişsinizdir, seher vakitleri insanın içine yönelmesi için en uygun zaman. Derinlere dalanlar taş çıkarır. Seherde yüreğinin derinliklerine dalanlar da ancak günahlarını çıkarıp döker ortaya. Hayır, ortaya değil, yalnız Rabbine. Hz. Yâkub gibi " إِنَّمَا أَشْكُو بَثِّي وَحُزْنِي إِلَى اللّهِ" "Ben dağınıklığımı, perişanlığımı ve hüznümü, kederimi yalnız Allah'a şikâyet ederim" (Yusuf, 86) diyerek. Zaten O'ndan gayrı derdimize derman varm'ola ki?

* * *
Bu sayfanın âdeti haline geldi, şarkılar hakkında üç-beş kelam etmeden duramıyoruz. Efendim, Özlem Hanım'ın sesi dillere destan, ona diyecek yok. Bu eseri bizimçün daha da gıymatlı eyleyen ise gümbür gümbür çalınan erbaneler olsa gerek. Bilhassa 03.10 ile 03.42 arası tutulan ritimde bir zikir halkası canlanıyor gözümüzde. Havada inen kalkan erbanelerin görkemiyle doluyor dört bir yan.

* * *
Son söz: Bilirsiniz ki seher vakti gecenin en koyu ânı, yani sabahın en yakın olduğu zamandır. "Gecelerimiz çok karardı, öyleyse sabah yakın" der bundaki hikmeti bilenler. Demek ki türkünün son cümlesi buraya pek yakışacak:

"Ben bu yaradan kurtulursam Mevlâ Kerîm'dir"

Özlem Taner - Seher İnende
video

4 Eylül 2014 Perşembe

Geldik mi?


Kim başlattı bilmiyorum lakin şarkılara yol görüntüsü eklenmesi hoş bir furya. Şimdilik şuracığa iki tane koyayım. Sizin bildiğiniz var ise haber uçurun, ekleyelim.

İlk şarkı, "Huuu emmma" (Bkz: Who am I) deyişiyle kendini sevdiren bir abiye ait. İncecik sesli ablanın söylediği ikinci şarkı ise bizi alıp bir yere götürüyor ama bura nere, ben bilmiyorum. Üstelik gece vakti uçsuz bucaksız bir yerde bırakıp gidiveriyor. Kurda kuşa yem olmasak bari.

Ben Howard - Promise
video


David Lynch & Lykke Li - I'm Waiting Here
video