19 Nisan 2014 Cumartesi

Gel çıkalum dağlara!


“İnsan üç şeyin peşinde olmak için yaratılmıştır:
Hakikatin, hayrın, güzelliğin…

Kalb üç şeyin mahfazasıdır:
Aşkın, ümidin, imanın…

Hayatın manası üç yerde hakkıyla anlaşılır:
Aşk ile birleşen ümidde,
Vecd ile yapılan ibadette,
Yeri yurdu unutturan seyahatte…” 

Nurettin Topçu

İnsan neyi kovalarsa o nasip olur. Eğer kalbinizi yollara, ormanlara, dağlara, derelere verdiyseniz; o yol döner dolaşır, gelir sizi bulur. 

Evet, yine yol vakti. Yarın sabah, bir derenin serin suları karşılasın bizi.
Evet, heyecanlıyız çok... Yerimizde duramıyoruz...

"Kalbumi atacağum
Derenin ortasına
Yarim balık tutarken
Takılsın oltasına

Gel çıkalum dağlara
Dağlar olsun evimiz
Her komardan* bir yaprak
Olsun kiremidimiz"

Koptu Kervan - Kalbumi Atacağum
video


* Komar: Karadeniz dağlarında yetişen mor çiçekli ağaç. Orman gülü olarak da bilinmekte, Nayino türküsünde de bahsi geçmektedir: "Derdumi yazacağum da komar yapraklarina"

16 Nisan 2014 Çarşamba

Baharı saçlarından yakalama dersleri


Yürüyüş şarkılarının birincisi çok tuttu. İkincisini çektik. Yürümeye devam...

En güzel yürüyüş mevsimi ilkbahar olsa gerek. Hani o eski şarkıda "Nasıl yakalamıştık saçlarından baharı" deniyor ya, biz de şimdi baharın saçlarını nasıl yakalayabileceğimiz hususunda bir-iki lakırdı edeceğiz.



 



Ders 1: Bizim mahalle

İçinizden bencileyin yeni seyahat planları yapanlar olabilir. Bu planlar gerçekleşene kadar ne yapıyoruz? Boş durmuyoruz, yürüyoruz. Önce yakın çevreden başlıyoruz. İnsan en çok kendi şehrine ve kendi mahallesine karşı ilgisiz ve bilgisizdir. Mahallemizden başlıyoruz, hiç girmediğimiz sokaklara girerek yeni keşifler yapıyoruz. Çiçek açmış ağaçların tek tek tespiti konusunda çaba sarf ediyoruz. Mümkünse fotoğraflarını çekiyoruz. Yahu bu ne güzel çiçekmiş diyoruz, adı ne acaba diye soruyoruz. Gerekirse bahçeden içeri girip evin kapısını çalıp çiçeğin, ağacın adını öğreniyoruz. Çekinmiyoruz evet. Bilmemek değil, öğrenmemek ayıp diyoruz.





Bu emeğimizin önemini mahalleli fark etmeyebilir ilk günlerde. Bize tuhaf tuhaf bakıyor olabilirler ağaçları seyrederken, bir mor salkımı koklamak için parmaklarımızın ucunda dururken. Bunlara takılmıyoruz, mor salkımları içimize çekiyor ve yürümeye devam ediyoruz.






Ders 2: "Âheste çek kürekleri, mehtâb uyanmasın"

Bahar yürüyüşlerinin en önemli maddelerinden biri âheste ve pür-dikkat yürümektir. Yeni yeni çiçekleri fark etmektir. Mesela bizim mahallede bu kadar leylak olduğunu yeni fark ettim. Otobüsle hızla geçince fark etmiyor insan. Yürüyüş şart azizim; acelesiz, bir yere yetişme telaşı olmadan yürüyüş...



Ders 3: Kuş ölür, sen 'ötüşü' hatırla

Baharda kuşlar ayrı bir güzel öter. Göçmen kuşların kısa süreli konakladıkları günleri iyi değerlendirip bol bol dinlemekte yarar var. Kim bilir, uslu bir çocuk olursanız kurumuş bir dere yatağında öten bülbülün sesini bile duyabilirsiniz... Bir kaya bülbülü sesi dinleteyim size hemen. Köydeyken keşfettim bu genç yeteneği.

video

Bunu da Zonguldak sokaklarında Çiğdem'le dolanırken kaydetmiştim lakin hangi kuş olduğunu bilmiyorum. Hıçkırır gibi öten kuşun adını bilen varsa bizi de aydınlatsın, mutlu olalım.

video

Ders 4: "Şarkılar seni söyler"

Yollar şarkısız olmaz / Güzel sevdasız olmaz. Müzik, içimizdeki bahar coşkusunu körükler; çiçekler daha bir kokulu, güneş daha bir sıcak gelmeye başlar. Yürüdükçe yürüyesimiz gelir.

Hadi bakalım. 
Dinlemeye, yürümeye doyamayın.


Raúl Midón - Tembererana
video

Vashti Bunyan - Train Song
video

Karen Dalton - Something On Your Mind
video

Perfume Genius - Normal Song

video

Céu - Baile de Ilusão
video

Flunk - Cigarette Burns
video

Paolo Nutini - Candy
video

Olivia Ong - Love Fool (The Cardigans cover)
video

Bic Runga - Sway
video

Fossil Collective - Let It Go*
video

* Son şarkıyı eskiden rüzgâr olan bir kızdan öğrendim. Çok güzel şiirler-şarkılar biliyor. Haberi yok ama bence o hâlâ bir rüzgâr, belki de bir seher yeli...

9 Nisan 2014 Çarşamba

Menekşeler ve sümbül


Bir süre görüşmediğim arkadaşlarla konuştuğumuzda "Neler yapıyorsun?" diye soruyorlar. "Çiçek suluyorum" diyorum. Sahiden öyle, çiçek-böcek-boya işleriyle geçiyor günlerim. Pazardan sebze alırken artık çiçek de alıyorum. Sonra da daracık balkonda hem çamaşıra hem çiçeklere yer bulmaya çalışıyorum. Sebze ekmeye de başlayacağım. Hadi hayırlısı...

Üç sene kadar önce dünya tatlısı bir opera sanatçısının evine gitmiştim Tarabya'da. Kedi ve çiçek dolu evinden bana hatıra olarak bir menekşe, bir de mum çiçeği dalı vermişti. İkisi de büyüdü, çoğaldı. Menekşenin saksısını değiştirirken ikiye ayrıldı. Ben de birini arkadaşım Aze'ye götürdüm. Ama bir tane bile çiçeği yoktu üstünde. İkiye ayrıldığından beri çiçek açmamıştı. Açmaz diye de korktum ama dua etmiştim. Bendeki açmasa da olurdu. Ve bir zaman sonra Aze'den haber geldi:
"İnsan bi' sorar, attın gittin zavallı menekşeciği. Tamam ben de iyi bir ablası olabilirim ama annesi sensin sonuçta. Çiçeklendi bak. Bir hafta önce tekti, şimdi onlarcası yüzlercesi..."
Bir de fotoğraf göndermişti. Dokuz çiçek birden açmış! Bendeki ise hâlâ çiçeksizdi. Derken, derken, baktım benimki de tomurcuklanmış; sonra böyle olmuş:


Sırt sırta vermiş iki çiçek, elleri tomurcuk...


Areti Ketime - Menekşeler ve Sümbül
(Αρετή Κετιμέ - Μενεξέδες και Ζουμπούλια)
video

1 Nisan 2014 Salı

Sandım, sandın, sandık....

Lise sonda çizdiğim bir portre (Tamara de Lempicka'nın bir tablosundan)

"İçimde yazmak, hem de uzun uzun yazmak arzusu var. 
Fakat bu arzu beni yapabilmeye götüremiyor."
Kemal Tahir*

Nicedir yazmaya niyet edip, sonra bir şeyler karalayıp, sonra silip vazgeçiyorum. Yine kitaplara vurdum kendimi. Şimdilik bir güzel şarkıyla geçiştirelim. Belki burada değil de başka yerlerde yazarım zihnimde yüzen dağınık taslakları. Birinin başlığı da şu olabilir mesela: "Siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz"

Saygılarımla...

Moriarty - Fireday
video

* Kemal Tahir'den Fatma İrfan'a Mektuplar, Sander Yayınları, 1979, s. 53.

20 Mart 2014 Perşembe

Söyle Güzeller Şahı'na...*

Begonviller ve Mustafa Uçurum şiiri**

"...Güzel'in buyruğu emri üzere
Güzel ilen yola gitmek güzeldir..."

diyor ya. Daha ne desin!

Hal böyle böyle.
Kalbe ihtar olundu ki, gitme vakti yaklaşıyor günden güne...


Özlem Taner - Yolumuz Uğradı Mâh-i Güzele
video


* "Seher Yeli" türküsünden bir mısra.
*Mustafa Uçurum, Dünya Telaşı, Sütun Yayınları, 2013, 62 s.

15 Mart 2014 Cumartesi

Fark

Mahalleden bir duvar


"Otobüste sağcı-solcu, GS'li-Fenerli, sayısalcı-sözelci yoktur. 
Sadece oturanlar ve ayakta olanlar vardır."
Bir internet sözü

80'lerin sonu. Abim henüz minicik. Sapsarı, kıvır kıvır saçlar. Cem Karaca'nın şarkısıyla, orta sehpa etrafında dönen sevimli bir çocuk... Ben onun sevdiği şarkılara, onun kendine kurduğu hayata doğdum. Yürümeye başladım ve takıldım peşine. Durmadan döndük. Şarkı hızlandı, biz hızlandık. Şarkı bittiğinde nefes nefese teybe koştuk, kaseti başa sarıp yeniden döndük. 

Bu fikir ona aitti. Saygı duymuş, uymuştum ona. Buna karşılık o da beni çoğu zaman hoşgörmüştü. Böyleydi. Sağ'ımızı sol'umuzu ayırt edemeyecek kadar küçüktük. Şarkı vardı sadece, bir de ceviz ağacı. Ve biz tüm ideolojilerden azade, ritmin kollarına bırakmıştık kendimizi...

Cem Karaca - Ceviz Ağacı 
(Söz: Nazım Hikmet)
video